Bursa Zanaatkârları

 

Arabacı:Bursa´nın geleneksel zanaatları içinde arabacılığın özel bir yeri vardır. Eski kaynaklarda,"tahtırevan" ın Bithynia´ya özgü bir araç olduğu yazılıdır. 19. yüzyılda Bursa´yı gezen Schnaider, biri arabanın önünde diğeri de arkasında koşan iki atlı bir "tahtırevan" arabadan söz etmektedir. 2. yüzyıla ait bir yazıtta

Bursa yöresinde araba yarışlarının yapıldığı yazılıdır. Antik bir stel üzerinde ise araba resimleri betimlenmiştir. Bursa´da kent içindeki ilk arabalar 19. yüzyıl başlarında görülür. Setbaşı,Balıkpazarı ve Ulucami alanı başlıca toplanma yerleriydi. Kent içinde kullanılan başlıca araba türleri koçu, fayton ve landoydu. Bu arabalar öküz ya da atla çekilirdi. Göçmenlerle birlikte gelen araba türü ise tek yaylı, makaslı briçkaydı. 1832´de Bursa´ya gelen ünlüTexier, Bursa´daki nakliye arabalarının çok ilkel olduğunu yazmıştır. 20. yüzyılın başlarında Bursa´yı gezen Şerafettin Mağmumi, Celal Sezai ve Mehmet Ziya kentteki araba türlerine ilişkin bilgi vermiş, bu arada Bursa´da arabacılığın çok gelişmiş olduğunu belirtmişlerdir.Gerçekten de Osmanlı döneminde Bursa, araba üretimi açısından önemli bir merkezdi.Bursa´nın günümüz Türkiye´sinde binek otomobili üretiminin merkezi oluşunda bu geleneksel zanaatin, arabacılığın önemli bir arkaplan oluşturduğu kesindir.SemerciYük taşımak amacıyla eşek, katır, beygir gibi binek hayvanlarının sırtına yerleştirilen ağaç iskeleti yastığa semer denilmektedir. Ağaç,metal, saz, deri, dokuma gibi malzemelerden hazırlanmaktadır. Semeri bağlamak için kolan,kayış veya kaytan gibi sağlam şeritler kullanılmaktadır.

Bursa Geleneksel El Sanatları

 

Folklor araştırmacısı Zedal Özer’in ifadesiyle;“ela gözlülerin kurduğu Bursa kenti, tarihte olduğu gibi günümüzde de sürekli göç    alarak farklı kültürlere ev sahipliği yapmaktadır. Bursa’ya göç eden her kişi yaşamındaki kendi rengini, motiŞni taşıdı ve ilmek ilmek işledi.Kimisi su verdi çeliğe bıçak yaptı…Kimi pamuk ipliklerini tezgâhlarda dokudu havlu oldu…Kimi ipek böceği besledi kozasından iplik yaptı,dünyanın en güzel atlas, kadife ve ipeklerini dokudu… Çarıkçı Kerim usta “şaplı manda derisi”nden“çarık” yaptı…Semerci Kemal usta “semer” yaptı, güzel görünsün diye süsler yaptı üzerine… Köfüncü Kamil usta meyvelerini rahat taşısın diye insanlar,kestane dallarından sepetler, “köfünler”yaptı…Saraç Turgut usta, atlara “koşum” malzemesi yaptı…Çini ustası Eşref usta, İznik’in taşlarından hamur,toprağından boya yaptı; İznik kuşunu işledi“çini” karolarına…Her usta yaptığı sanata, yüreğinden bir parça koydu”.

Bursa Geneleksel Halk Oyunları

 

Geleneksel Bursa halk oyunları genel olarak; kılıç kalkan savaş oyunu, Uludağ Türkmen oyunları, Rumeli halk oyunları olarak üç bölüme ayrılır. Bursa’nın geleneksel halk oyunlarının canlı ve ritmik bir yapısı vardır. Uludağ Türkmen Oyunları; iki ya da daha çok kişiyle, “karşılama ve halka” biçiminde oynanır. Ekip oyunu özellii vardır. Bölge oyunlarında el ve kol bağlantıları yoktur; genellikle zil ya da kaşık bulunur.Çeşitli yörelerden gelen göçmenlerin oluşturduğu Bursa yöresinin halk oyunları da çeşitlilik göstermektedir.

 

 

“Güvende”, “Sekme”, “Düz Oyun”, “Büyük Oyun” ve “Cezayir” gibi gele-ikinci bölümünde ise folklorik dans yer alır.Oyunlar genellikle davul, kudum, bakır ve kaşıktan oluşan çalgılar eşliğinde oynanır.Ayrıca “kadın çalgısı” olarak adlandırılan, kadınların kına gecelerinde çaldıkları bakır kaplara sadece “bakır” adı verilmektedir. Bunların dışında; tef, zil, kaşık, divan sazı, bağlama,çura, zurna, düdük, klarnet, akordion, tulum ile dilli ve dilsiz kaval gibi sazlar da Bursa Halk müziği içindeki yerlerini almışlardır.“Güvende”, “Sekme” ve diğer oyunlar eşliğinde;“Oğlan adın İsmail”, “Usul Usul”, “Merdivenin Kırkayak”, Menekşesi tutam Tutam” ve “Bursa’nın Ufak Tefek Taşları” gibi türküler söylenmektedir. Rumeli oyunlarından “Paydos”,“Çiftçi”, “Köçekce” ve “Karadağ” oyunları oynanmaktadır.neksel Türkmen oyunlarının dışında başlıca oyunları; “Çiftetelli”, “Köroğlu”, “Artvin Horonları”,“Rumeli Horonları” ve “Kılıç Kalkan Oyunları”dır.Uludağ yöresi Türkmen oyunlarının 700 yıllık geçmişi vardır. “Fasıl” adı verilen oyun iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümü müzik,

Bursa Yöresel Kıyafetler

 

“Bursa’nın Ufak Tefek Taşları”

Kırsal alandaki kına ve düğün gibi eğlencelerde yer yer hala giyilen bu giysiler kent yaşamında artık terk edilmiştir. Bursa´da geleneksel erkek giysileri çarık, yün çorap, potur ya da çakışır, cepken, gömlek ve külahtan oluşurdu.Renkli kumaşlardan yapılan erkek giysileri, işlemelerle süslüdür. Pantolon yerine potur,şalvar, çakşır, üstüne cepken gömlek giyilirdi.Bele üst üste kuşak sarılır, kuşakların arasına cep yerini tutan silahlıklar takılırdı. Başa genellikle fes giyilirdi. Üstüne ağabani sarık sarıan keçe külah da yaygın baş giysilerindendir.

Bursa Düğün Adetleri

 

Evlilikler, kız istemeyle başlardı. Damat adayı gelin adayını beğenirse önce kız tarafına haberler salınır, ağız aranırdı. Bu yoklamada umut belirmişse devreye görücüler girerdi.Bazen erkek tarafı kız tarafına defalarca gitmek zorunda kalırdı. Kız tarafının gönlü olsa da bu nazlanma gelenektendi. Çünkü, kız evi naz eviydi. Kızın daha ilk isteyişte verilmesi doğru görülmez, bu, kızın bir kusuru olduğuna yorulurdu.Düğüne bir hafta kala hazırlıklar başlardı. Salı günü akşamı kız evine çeyiz asılır; o gece herkes çeyizi görmeye giderdi. Kızlar daha çocukken,dantel ve oyalarla çeyiz düzmeye başlanırdı.

 

Bursa Doğum Adetleri

 

Yeni doğan bebeğin göbeği kesilip tuzlu suda yıkanır, kundaklanıp gözleri bağlanırdı. Loğusayı yatağa yatırmadan önce yıkarlardı. Anne,kırk gün yataktan çıkmazdı. Yanında annesi durur, ona göz kulak olurdu. Gelenlere şerbet ikram edilirdi. Yedi gün sonra ise bütün mahalleli eve çağrılır, şerbet diye anılan mevlit okunurdu.Bebeğe ad koyma da bir törenle olurdu. Kırkında çocuklar, yıkanıp uzak gezmelere götürülürdü.Yaşının uzun olması için “kırkını uçurmaya” gittiği evin sahibi çocuğa yumurta verirdi. Nazar değmesin diye “kırk çöreotuna”İhlas süresi okunur, omzuna asılırdı.

Bu web sayfasında HTML5 ve CSS3 kullanılmıştır. | Copyright © 2012 FATİH TOPAL