Dervişane Bir Sultan

Sultan II. Murad (1421-1451):

Sultan Çelebi Mehmed ile Emine Hatun’un oğludur. 1415 yılında Amasya Sancakbeyi oldu.1420 yılında Börklüce Mustafa ayaklanmasını bastırdı. Mustafa Çelebi ile Anadolu beyliklerinden Germiyanoğulları, Ramazanoğulları ve Menteşeoğulları’nın isyanını bastırdı.1430 tarihinde Venediklilerden Selanik Kalesi’ni aldı. 1444 yılında Varna, 1448 yılında II.Kosova Savaşı’nda kazandığı başarılarla Balkanlarda devletin sınırlarını genişletti.Karacabey’de topladığı devlet yöneticilerinin huzurunda saltanattan vazgeçtiğini ilan etti.

Bir süre Karacabey’de inzivaya çekildi. Daha sonra Çandarlı Halil’in baskısı ile tekrar tahta geçmek zorunda kaldı.47 yaşında iken 3 Şubat 1451 günü yaşamını yitirince, Muradiye’deki türbesine gömüldü.Vasiyeti üzerine türbesinin üstü açık, sandukası üzerinde de toprak vardır.Sultan II. Murad Muradiye semtinde yaptırdığı külliyesinde; cami, hamam, medrese ve imaret olup tümü günümüze gelebilmiştir.Sultan Murad, duygusal ve şairlik yönü olanbir kişi olup ayna zamanda divan şairi, müzisyen ve hattattır.

Çağdaş Bursa’nın Karşılaştığı Sorunlar

İşgal yıllarında Bursa halkı çok zor günler yaşadı.Özellikle köylerde çok sayıda kişi ölmüş,çok sayıdaki mahalle ve köy de yakılmıştı.Cumhuriyet sonrasında; yaklaşık Bursa nüfusunun üçte birini oluşturan gayrimüslim nüfusun kenti terk etmeleriyle yeni farklı bir bunalı m yaşadı. Giden gayrimüslimlerin yerine gelen“mübadele göçmenleri” de her şeye yeniden başlamak zorunda kaldı. Zaten Bursa,1880’li yıllardan beri yoğun göçmen akınına uğramıştı. Daha bu göçmenleri içinde hazmedemeden,önce Balkanlardan gelen göçmenler,daha sonra mübadele ile Yunanistan’dan gelen göçmenler Bursa’yı, Cumhuriyetin ilk yıllarında büyük bir sosyal ve ekonomik sorunlar yumağı içine soktu.

Mitolojide Bursa

Bazı söylencelere göre Bursa önce Tahtalı köyünde kurulmuştu. Çok kudretli bir Sultan’ın, hasta zavallı bir kızı varmış. Söylenceye göre vücudu cüzamdan parça parça imiş. Hastalığı nedeniyle çok çirkin olduğu için taliplisi de çıkmamış. Bu nedenle babası, onu dilenci kılığında, dünyayı dolaşıp, kendi talihini araması için fırsat tanımış. Bu kız, tüm dünyayı dilene dilene dolaşmış, sonunda sıcak suların aktığı Bursa’ya gelmiş. Bu sularda bir süre yıkanınca, tüm hastalığı iyileşivermiş. Cüzamlı prenses, dünyalar güzeli olup çıkmış. O da, kendisine şifa veren bu ülkede oturmaya karar vermiş. İşte söylenceye göre, bu prenses Bursa kalesini yaptırmış.

Bursa'daki Anıt Ağaçlar

 

Çınar, Osmanlı’nın kuruluşundan bu yana kente hayat veren, güzellik katan sembollerin başında yer alır. Çınar deyince akla hem Bursa gelir hem de Osmanlı… Çınar Ağacı, aynı zamanda rüyadan beyliğe geçişin müjdecisidir.Osman Gazi, sonradan kayınpederi olacak Şeyh Edebali’nin sohbetlerine katılmak üzere gittiği dergâhta uykusunda bir rüya görür. Osman Gazi rüyasında; “Şeyh Edebali’nin böğründen hilal şeklinde bir ay çıktığını, bu ay’ın büyüyerek kendi göğsüne girdiğini, daha sonra göbeğinden, bütün gökyüzünü kaplayan bir ağacın çıktığını, bu ağacın yüksek dağ ve pınarlara gölge saldığını, üç kıtadaki toprakları dallarının altına aldığını ve insanların da bundan fayda sağladığını…” görür. Ertesi sabah,gece gördüğü bu rüyasını Şeyh Edebali’ye anlatır.

Bursa’yı Bursa Yapan Değerler

 

Bursa’nın sembollerinden kastedilen, “Bursa denince ilk akla gelenlerdir”. Gaziantep denince nasıl ilk akla gelen baklavası ise, Bursa denince de ilk akla gelen bir’den fazla sembol var; Bursa denince yeşillik akla geliyor, asırlık çınarlar akla geliyor, Uludağ, Erguvan, Kestane,Şeftali.. bir biri ardına sıralanıveriyor. Ya da Karagöz denince Bursa aklımıza geliyor…Veya Bursa denince ipekçiliği hatırlıyoruz, İskender kebap hemen aklımıza geliveriyor. Bursa, Ramis Kara’nın da ifadesiyle; İznik-Uluabat gölleriyle, Nilüfer Çayı ile biliniyor. İnegöl mobilyası ile biliniyor…

 

Bursa'da Eğlence ve Festival Turizmi

 

Bursa’da en önemli eğlence hayatı, mesire kültürüdür. Kent içinde ve dışında birbirinden ferah ve yeşil mesireler Bursalıların en önemli eğlence mekânları olmuştur. Temenyeri, Pınarbaşı, Veyselkarani, Acemler ve Geçit gibi mesireler Bursa’nın en rağbet görenleriydi.Bursa´nın Çiçek Pasajı olan Arap Şükrü Sokağı kentin en gözde eğlence mekânıdır. Bu sokağın tarihi, biraz da Bursa´nın tarihidir. Bursa’nın Osmanlılar tarafından fethinin ardından,Orhan Gazi tarafından kale surlarının hemen dibinde yer alan bu mahalleye Musevilerin yerleşmesine izin verir. Ve ardından bu mahallede sinagog da yapılır. İspanya’dan sürülen Yahudiler 1492 yılında II. Bayezid tarafından bu sokağa yerleştirilir.

2000 Yıllık Misi Köyü Bursa

 

Bursa merkeze yakın, Cumalıkızık’tan sonra gezilmesi gereken ikinci yer, bugün Gümüştepe mahallesi olarak bilinen 2000 yıllık geçmişe sahip, tarihi Misi köyüdür.Tarihi çok eskilere dayanan  Gümüştepe Mahallesi’nin ilk adının Misipolis olduğu sanılıyor. “Misi” kelimesinin kökeni Misyalıların yurt olarak buraya yerleşmeleri ve misyonerlik merkezi olarak Misi’nin seçilmesinden kaynaklanıyor. Günümüze kalıntıları ulaşan Misipoli Manastırı’nda, İncil’i tartışmak üzere İznik’teki konsülün burada da toplandığı söylenmektedir.Doğallığından, özgün mimarisinden, çivit mavisi evlerinden hiçbir şey kaybetmemiş olan Misi Köyü Bursa´nın merkezinden yalnızca 12 kilometre uzaklıkta bulunuyor.

Bu web sayfasında HTML5 ve CSS3 kullanılmıştır. | Copyright © 2012 FATİH TOPAL